Ayşe Schwab Almanya


Es selamu aleyküm ve rahmetullah…

Din kardeşlerim ve bacılarım. Bu benim İslâm’a nasıl girdiğimin hikayesidir. İsmim Ayşe Schwab 1941 yılında Almanya’nın Emmendingen şehrine bağlı küçük bir köy olan Endingen’de dünyaya geldim, hıristiyan olarak yetiştirildim.

1989’da bir taksi firmasının bürosunda işe başladım. Burada bir müslüman iş arkadaşım vardı. O, zaman zaman patronumuza İslâm’ı anlatırdı. Ben de kulak misafiri olurdum. Son zamanlarda hıristiyanlık dininin ve bağlı olduğum kilisenin icraatları, rahibin anlattıkları beni hem kızdırıyor hem de onlara karşı kınamaya itiyordu. Bunun için İslâm’ı tanımaya karar verdim, müslüman olan iş arkadaşımdan bana yardım etmesini istedim. O da bana Hakikat Yayıncılık’a âit olan Almanca Kur’an-ı kerim meali ve İlmihali verdi. Artık hem okuyor hem de zaman zaman kafama takılan soruları o müslüman iş arkadaşıma soruyordum. Sonunda anladım ki bizim dinimiz ve İslâm birmiş meğer. Hemen bir dilekçe yazıp kiliseye verdim ve hıristiyanlık dininden çıktım, müslüman olduktan sonra bütün etrafımdakiler beni kınadı ve alay ettiler. Ama ben yolumu, doğru yolu bulmuştum. Artık başımı kapatıyor, namazımı yavaş yavaş kılıyordum. Öğrendiklerimi hemen yapmaya çalıyordum. Bir zaman sonra iş arkadaşım beni Bischofsheim’a ilk defa camiye götürdü. Orada müslüman bacılarımla tanıştım. Bana çok hoşgörülü ve cana yakın davrandılar. Orada ilk defa zikir yapmıştım. Bir rüya gördüm, bana mânâda gaipten bir ses “Sen artık müslümanlardansın!” demişti ve çok sevinmiştim. Daha sonra bir Allah dostu olan Ömer Öngüt Efendi’yi görmeye, Türkiye’ye gittim. Öyle bir zâtı görmek için çok uzun yolculuklara değer. Beni misafir ettiler. Bir gün huzurdayken bana bir arzumun olup olmadığını sordular. Bende bana mahşerde yardımda bulunmasını rica ettim. O zaman buyurdular ki, “Bu anı hiç unutma, ölene kadar.” Ne kadar merhametli, ne kadar nazikti. Ben orada kaynağı bulmuştum. Sorular soruyor cevapları kaynaktan alıyordum. Bu da beni çok memnun ediyordu. Efendimiz bana yeni müslüman olduğum için bundan önceki günahlarımın af olunduğunu söylediler. Çok sevindim. Çünkü Allah’ım bana bu hayatta tekrar bir fırsat daha vermişti. Huzurluyum, çünkü İslâm’a girdim, elimden geldiği kadar bu yolda yürümeye çalışıyorum.

Allah-u Ekber!..

Musa’ya Tevrat verildi. Birinci emir şöyleydi “Ben senin Rabb’inim. Yalnız bana ibadet et, yalnız bana yönel.” İşte bu emir İslâm’ın tek ve doğru bir din olduğu görüşüne inandırmıştı. Her şeyi yaratan Allah’ın bir oğul edinmeye ihtiyacı yoktu. Ondan önce gelenler gibi İsa da bir peygamberdir.

Hepsine Allah’ın selâmı olsun. Müslüman olunca kendimi iyi ve güvenli hissediyorum. Nihayet nereye âit olduğumu bildim. Müslümanlar yaratıcının önünde secde ediyorlar. Çünkü onun eşi ve benzeri yoktur. Allah birdir, bütün müslümanlar kardeştirler ve kardeşce yaşıyorlar. Allah’a şükür önceleri bu insanların (hıristiyanların) hep gösteriş ve şov yaptıklarını hissederdim. Politikacılar bile hıristiyanlık dinini bir ticaret sembolü yapmışlar. Okullarda baş örtüsü yasağında, okuduğum zaman sorardım kendime acaba bunların başka problemleri yok mu?Başını örten kadınlar Allah için örtüyorlar, politika için değil. Burada kötü olan nedir?

İslâm yolunda bana yardım eden kardeşlere tekrar içten teşekkür ederim. Allah’ımız cümlemizi korusun, selamete erdirsin ve imanımıza güç katsın, kuvvetlendirsin.

This entry was posted in Hidayete Erenler and tagged , , , , , , , , , . Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s